« Önceki | Sonraki »

28/3/2009

Kanada Uzay Havacılık Dairesi


Montreal programımdaki en önemli randevularımdan bir tanesi Kanada Uzay Havacılık Dairesi (CSA) 'ne yaptığım ziyaretim oldu. Japon Uzay Havacılık Dairesiyle beraber de aktif olarak Uluslararası Uzay İstasyonu'nun yapımında da yer alan CSA ile yaptığım buluşmanın amacı, kendilerinin bu projeye yaptıkları en önemli katkıyı yerinde görüp incelemek ve Montreal'a kadar gelmişken bu fırsatı kaçırmayıp, projeyi yerinde görmek ve doğrudan görev alan kişilerle fikir alışverişi yapabilmekti.

CSA'nın uzay istasyonuna katkısı nedir diye bu konuda uzman kime sorarsanız sorun, size tek bir yanıt verecektir; 'Canadarm 2'; Türkçe'ye çevirirsek Kanada kolu anlamına geliyor olmasına rağmen, aslında CSA tarafından geliştirilmiş bir robotun adıdır.

Canadarm 2'den önceki 'Canadarm 1' mekiğin içine yerleştirilmiş bir robot kol olup, mekiğin kargo kısmında yer alan yükü yerinden alıp belirlenen hedefe yerleştirmek için yıllardır kullanılıyor. Uzay istasyonu projesi başladığında, CSA'dan bu kolu daha da geliştirip, istasyonun üzerine hareket edebilecek, kargoyu mekiten alıp daha önce belirlenen yere yerleştirecek ve istasyonun dışında çalışacak astronotlara destek de verebilecek yeni bir ünitenin tasarımı istendi. Canadarm 2, işte bu sistemin adı olup 2001 yılında istasyona eklenmiş ve o günden beri istasyonun yapımında en önemli görevi üstlenen robottur. Bu robotun bir kopyası CSA'da olduğundan, çıkartılan özel bir izinle CSA'ya girip hem uzay ajansının başkanı, hemde robot kol projesi yöneticisi ile beraber bu modeli yerinde inceledim.

Robot kol akıllı bir sistem olduğundan bizim diğer projelerimize tabii ki ipuçları verebilir. Ancak bence robotun en önemli özelliği, uzay istasyonunun hareket edebilme yeteneği ki, bu bir rayın üzerinde değil, istasyonun merkez kısmını oluşturan makasın üzerinde tutunarak gerçekleşiyor. Bu tutunma sadece robotun ilerlemesi değil, makasın her neresine tutunursa tutunsun, robotu kontrol edecek bilgi ve enerji akışına imkan veren noktaların tasarlanmış olması ile mümkün oluyor. Yani kendine sistemden ayırıyor ama sonra gene bağlıyor ve bu bilgi akışı anında oluyor. Buradaki detaylar ki, normalde dışarıya bilgi olarak verilmez yada sınırlı kişilerin bildiği bir teknolojidir. Bunu yerinde gidip görmek de bu yüzden önemli idi ve çok şey öğrendik diyebilirim.

Bu hafta Montreal Üniversitesindeki projeyi bitirip Japonya'ya dönüyorum. Nisan ayının ilk haftasında Japonya'nın Tokyo, Osaka ve Fukuoka kentlerinde Serkan Kolejini açıyoruz. Detaylar bir dahaki yazıya...

24/3/2009

EXPO 1967


Montreale kadar gelmişken, birgün okula gitmeden sabah erkenden kalkıp mutlaka ziyaret etmek istediğim iki yeri görmeye gittim. Bu iki projenin sizin de ilginizi çekebileceğini düşündüğümden burada kısaca tanıtmak istiyorum.

EXPO adı verilen ve Türkçesi 'Dünya Fuarı' olan sergiler, dünya kupası ve olimpiyatlardan sonra gerçekleşen üçüncü büyük organizasyon olup, dünyanın çeşitli ülkelerinin önceden belirlenen bir kentte biraraya gelip; endüstrileşme, kültürel değişim ve ülkelerin kendilerini tanıtımına yöneliktir. 2015'teki buluşmaya İzmir de aday olmuş, ancak Milan'a kaybetmişti. Bu fuar 150 senedir devam etmektedir ve en görkemli buluşmalarından birini ise 1967 yılında Montreal'de gerçekleştirmiştir. 

Her ne kadar Montreal fuarına katılan ülkelerin pavyonları sökülmüş olsa da , iki bina hala yerinde durmaktadır. Bunlardan ilki dünyaca ünlü mühendis ve mimar Buckminster Fuller'in tasarladığı Amerika Birleşik Devletleri'nin pavyonudur. Mimarlıkta 'jeodezik kubbe' olarak da geçen bu bina küre şeklinde olup, en küçük yüzey alanı ile en büyük hacmi sağlayarak mimarlıkta yeni bir dönem başlatmıştır. 1976'da çıkan bir yangın sonrasında, küre kısmen hasar görmüş olsa da, bugün Kanada Çevre Bakanlığı binayı satın almış ve Biodome adı altında bir müze haline getirmiştir.

İkinci proje ise mimar Moshe Safdie tarafından tasarlanmış olan 'Habitat 67' dir. O dönemlerde konut önemli bir sorun olarak görüldüğünden ve ufak bir alanda çok insanın kendi özel yaşam alanlarına sahip olacakları bir mimariyi düşünerek tasarlanmıştır. Tek bir dikdörtgen kutunun farklı açılar ve yüksekliklerle yerleştirilmesiyle uzaktan baktığınızda çok enteresan bir bina ortaya çıkıyor. Ucuz konut olarak düşünülmüş olsa da, bugün tek bir kutu yaklaşık 200,000 dolar fiatla alıcı bulurken, belki de EXPO'nun bir anlamda ruhunu da yaşatıyor.

http://www.flickr.com/photos/rezendi/152860690/

Perşembe günü bana gelen çok özel bir davet ile, Montreal'deki KanadaUzay Havacılık Dairesini (CSA) ziyarete gideceğim ve yörüngedeki uzay istasyonunda şu anda görev alan Japon astronot Doi ile bir telekonferans yapıpi, aynı zamanda aynı merkezin geliştirdiği robot el ve diğer projeleri inceleme fırsatı bulacağım. Bugünün herhalde en özel anı ise, CSAbaşkanı Dr. Steve Mac Lean ile buluşmam olacak. Resim çekmeme izin verirlerse buradan sizinle paylaşacağım.

17/3/2009

Montreal Üniversitesinden...


4 günlük Türkiye ziyaretimi bitirip Tokyo'ya, oradan da uçak değiştirip Chicago üzerinden Montreal'e vardım. Bu seneden itibaren Montreal Üniversitesi'nin TRİPTYCH STUDİO adı verilen ve üniversite dışından davet edilerek gelen bir profesörün yönetiminde, gene aynı profesörün belirlediği bir konu üzerine hazırlanacak tasarım stüdyosunu yöneteceğim.

Bu seferki konu olarak öğrencilere, Nisan ayından itibaren üzerine ciddi şekilde yoğunlaşacağımız Kushimoto Projesini vermeye karar verdim. Ertuğrul fırkateyni kazasının gerçekleştiği ve fahri büyükelçisi olduğum Kushimoto kenti, Japonya'daki diğer ufak şehirler gibi hızla yükselen yaşlı nüfusu ve buna bağlı olarak azalan genel nüfusu ile ülkenin aynı ölçekli diğer kentlerinde de yaşanan önemli bir sosyal sorununu teşkil ediyor. Bu kentler, bu  şekilde devam ettiği takdirde, birer hayalet kent olma tehlikesi arz ediyor. Bizim amacımız model bir kent taslağı hazırlamak olsa da, altyapısız sistemlerin avantajlarından yola çıkarak, bugüne kadar üzerine bir bina yapılmamış insansız bir ada olan ve hemen kentin güneyinde yer alan Tsuyajima adasını konu olarak belirleyerek, öğrencilerden bu adada bir konu belirleyip tasarım yapmalarını istiyoruz.

Stüdyo toplam üç hafta sürecek olmasına rağmen, ben iki hafta dışında burada olmayacağım için, öğrenciler ilk hafta bu adanın bir modelini hazırlamış ve altyapısız konusuna çalışmışlar. Bundan sonra belirlenen süre içerisinde üç gruba böldüğüm öğrenciler ile bu adanın üzerinde farklı tasarımları hazırlayarak, bunları sunulacak hale getireceğiz. Amacımız hem altyapısız konseptini öğrencilere tanıtmak, hemde bu yaz ayında Kushimoto'da yapacağımız ilk uluslarası atölye çalışmasına Montreal Üniversitesi'ni de konuk etmek için ilk hazırlıkları yapmak olacak.

Yarın akşam Montreal'de herkesin katılabileceği bir konferans da vereceğim. Buradaki gelişmeleri sizinle mümkün olduğunca paylaşmaya çalışacağım.  

10/3/2009

Kısa bir Türkiye ziyareti

Olacaktı, olmayacaktı derken; Pazar gününden itibaren konuk profesör olarak 2 hafta bulunacağım Montreal Üniversitesi ile ilgili bütün işlemleri tamamlayıp, dört günlüğüne Türkiye'ye gelme fırsatını yarattım.

Programda neler yok ki; Çarşamba sabahı Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Kampüsünde 11. Kalite Günleri organizasyonuyla üniversiteli gençlerle buluşuyoruz. Perşembe günü sabahtan Kahramanmaraş'a gidiyor; sabahtan ilk ve orta öğretim, öğleden sonra ise üniversite öğrencileri ile bilim ve gelecek yolculuğuna çıkıyoruz. Cuma günü ise, İstanbul'da iki lisede gene öğrencilerle buluşuyor, akşam ise Remax ve Günebakan projesiyle  ufak kardeşlerimizin karşısına çıkıyoruz. Cumartesi ise dönüyor ve Tokyo'dan Montreal'e devam ediyorum.

Kısa ve yoğun bir program olmasına rağmen, belki de binlerce yeni gençle tanışacağım bu fırsatı dört gözle bekliyorum...

3/3/2009

Mezuniyet Projeleri


Uzun zamandır yazamıyorum.

Şubat ayından itibaren Japonya'daki mimarlık fakültelerinde mezuniyet projelerinin teslim ve sunumları başladı. Mimarlıktan mezun olmaya hazırlanan öğrenciler için, bu dönem çok önemli bir zaman olup projede gösterdikleri başarı doğrultusunda, ileride iş hayatlarına devam edecekleri şirketlere başvururken  de önemli bir referans oluyor.

Teslimler Şubat ayının ortasında tamamlanıp ay sonunda ise proje sunumları gerçekleşiyor. Bu sunumlara üniversite hocaları tabii ki katılıp notlandırırken, öğrencilerin okul dışından tek hoca seçip davet etme hakları oluyor. Bu sene ise Osaka, Nagoya, Sendai ve Niigata üniversitesi öğrencileri, kendi sunumlarına beni konuk profesör olarak davet etme nezaketini gösterdiler. Ben de onları kırmayıp, yaklaşık 6 gün Tokyo dışında bütün bu üniversiteleri ziyaret edip sunumları izledim, fikirlerimi söyleyip notlandırdım. Çalışmalarımızı Tokyo'dan uzakta da olsa takip eden bu öğrencilerle biraraya gelmek, hem ufak şehirlerdeki mimarlık eğitim seviyesini görmek için güzel bir fırsat oldu, hemde bizim çalışmalarımız yakından takip edip kendi projelerine uygulamaya çalışan öğrencilere ise de büyük bir deneyim kazandırdı.

Bu dört sunumun her birinde, dışarıdan gelen konuğa özel, bu konuğun belirlediği bir proje ödül kazanıyor. Serkan ödülü bu sene en zor projeyi yapmaya cüret eden projelere gitti. Bu sene dört öğrenciye verdiğim bu ödülün arasında beni en çok etkileyen, origami fikrinden yola çıkarak 20 santimetre kalınlığındaki kare bir yüzeyi dört yanından arkadaşlarıyla beraber çekerek, gözümüzün önünde 2 metrelik ev haline getiren Tohoku Üniversitesi bir öğrenci oldu. Daha da güzeli, ben bu sistemi altyapısız evleri düşünerek tasarladım demesiydi. Ödülü hak etti yani. Bu ayki Bilim ve Teknik dergisinde altyapısız sistemler üzerine bir yazı çıktı, eğer fırsatınız olursa okuyup son gelişme ve fikirlerimizi inceleyebilir ve bu blog üzerinden yorumlarınızı yazabilirsiniz.

Gelecek hafta birkaç günlüğüne Türkiye'de olacağım. Yıldız Teknik Üniversitesi Etkinlikleri dahilinde Çarşamba günü öğleden sonra bir sunumum ve panelimiz olacak. İlgilenen herkesi bekliyoruz. Ayrıca, İstanbul'daki çeşitli okullara yapacağım ziyaretler ve Kahramanmaraş'ta hem orta öğretim, hemde üniversite öğrencileri ile buluşmam, bu gezimin önemli durakları olacak. Hem tanıdıklarımla, hemde yeni tanışacaklarımla biraraya gelmeyi dört gözle bekliyorum.