20/10/2007
Mc Grath köyü
Kendine ait havaalanı olan bir köyü hiç duydunuz mu?
McGrath, Alaska'nın yüzlerce köyünden bir tanesi ve diğer bütün köylerde olduğu gibi kendi havaalanı var. Şimdi diyeceksiniz ki, bu köyde herkesin kendi uçağı var mı ama hayır öyle değil. 400 kişinin yaşadığı bu köy, diğer köylerle bağlantısını sağlayan bir yola sahip olmadığından, köye gelmek veya köyden bir yere gitmek için mecburen havayolunu kullanmak gerekiyor.
Fairbanks kentinden yaklaşık 2 saatte varılan bu köy, Alaska'nın tam orta noktasında yer alıyor ve bu noktadan araştırma, altın arama veya başka amaçlar için eyaletin iç kısımlara gitmek isteyen kişilerin geldiği yer. Köyde devler görevlilerinin yanısıra burada uzun zamandır yaşayan kişiler de var. Ancak altyapıları olmadığı için su ve elektrik gibi ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorlar, bu yüzden buradaki sorunları incelemek ve çözümler üretmek için köye davet edildik ve gittim.
Bu köyde ilgimi çeken iki unsur oldu. İlki para, bu köyde para kullanılmıyor çünkü para çekecek otomat yok. Herkeste bir kart var, bu banka kartı değil ama bu kart paraymış gibi her yerde geçiyor ve karta eklenen miktat daha sonra muhtarlığa gidip yazdırılıyor ve bankaya data olarak gönderiliyor. Bu işlemi yaparken, henüz 24 yaşında olan muhtar bankaya data göndermenin zor olduğunu ve hattın meşgul verdiğini söyledi. Neden diyince, karşısındaki kişiyi gösterip çünkü telefonla konuşuyor,bizde sadece tek hat var dedi. O kişi de özür dileyip hemen telefonu kapattı, kısacası köyde herhangi bir kişi telefonu kullandığından bütün işler duruyormuş.
İkincisi ise çocuklar. Köy nerdeyse senenin her günü karla kaplı olduğu için, çocuklar köpeklerin çektiği kızaklara binip gün boyunca kayıyorlar. En iyi arkadaşları 'Husky' dedikleri köpekler ve çocukların hem hayvanlarla hem de doğayla ilişkileri mükemmel. Bugün şehirlerde yaşayan birçoğumuzdan çok farklı bir hayat sürüyorlar. En büyük korku ise okulun kapanması. Kanunlara göre okul 10 öğrencide fazla olursa eğitim veriyor. Eğer 10 öğrenciden az olursa, okul kapanacak dolayısıyla gene kanunlara göre, köy de kapanacak; bu yüzden köyde bekar olarak yaşayan 200 kişinin evlenmesi için çabada bulunuyoruz dedi muhtar.
Altyapısız sistemlerin uygulanması bakımından, köyün kıyısında yer alan nehirden pompalarla çekilen suyu enucuz ve enerji kullanmadan nasıl temizler ve su kullanıldıktan sonra tekrar en ucuz methodla ne şekilde dönüştürebiliriz, onu düşündük. Kirli suyun tahliyesi için 'aeration' denilen hava ile çalkalayarak temizleme methodunu tavsiye ettim. Nehirden gelen suyu temizlerken ise sedimentation denilen bekletme metodu herhalde en iyi seçenek olacak.
Birgün en büyük hayalim aynı şekilde ülkemizdeki köyleri de gezmek ve buradaki hijyenik sorunlara (varsa eğer) çözümler üretmeye çalışmak, belki de onların uyguladığı metodlardan kendimiz için birşeyler öğrenmek. Bizim köylerimizin havaalanı yok tabii ki ama bozuk da olsa yolları var ve minibüse binip o köylere ulaşmak zannediyorum en az uçak kadar zevkli olacak. Bu geziyi Mart ayı gibi planlıyorum.
Konu: mesajin
sana verdigim su adrese mesajini at
anilir@gmail.com
senden mesaj gelmedi belki bizim virus programina takilmis olabilir, mailini bekliyorum, sevgiler serkan
Bağlantı »
Konu: BİLİM ADAMI
SERKAN ABİ BİDA MESAJ ATMICAM HİÇ BİRİNE CEVAP ALAMDIM DA BEN [BİR GÜNLÜNE BİLİM ADAMI)
Bağlantı »
Konu: ayşakaya'ya
Kardeşim elimiz kolumuz bağlı değil sakın korkma!
Bence olan şu;Türk milleti öğreniyor ,yavaş yavaş kan ve göz yaşı akıtarak,dostumuzu,düşmanımızı,varlığımızın yegane temelinin cumhuriyetimiz olduğunu ve ona sahip çıkmamız gerektiğini aksi halde yok olacağımızı yaşayarak öğreniyoruz.
Vatanımız bize ,Atamız ve şehitlerimiz tarafından altın tepside sunuldu, bizler hiçbirşey yapmadık doğru mu?Doğru.
İşte şimdi ,biz Türkler bana göre tarihi bir dönem yaşıyoruz ve her ne kadar yaşanlardan acı duyuyorsam da, bunu yaşıyor olmaktan mutluyum .Neden ?Çünkü Atam'a ,şehitlerime ve evlatlarıma olan borcumu ödemek için bir fırsattır bu benim için..Ve bu fırsatı kaçırmaya hiç niyetim yok.Sen de kaçırma !
Unutma ki;Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.Ve Cumhuriyet,fikren ,ilmen,fennen,bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister.O muhafızları yetiştirecek olan da sensin.Sevgiler..
Bağlantı »
Konu: merhaba
Keşke yazınızla ilgili bir şeyler yazabilseydim ama maalesef millet olarak yüreğimiz yine yandı.
17 şehit verdik bu gün yine
Elimiz kolumuz bağlı oturuyoruz.Türkiye çok güçlü bir devlet ve Türk milleti çok büyük bir millet ama bizim kolumuzu kanadımızı kırıyorlar buna dur dememiz şart.
Bağlantı »
Konu: Yaşamaya değecek bir dünya kalmadıktan sonra,
Artık iklimlerin çökmesinden, kutupların / göllerin / nehirlerin kurumasından, çölleşmeden, göçlerden, kalıcı işssizlikten, dünya para sisteminin çökme tehlikesinden vb. bahsediyoruz. Sırf daha fazla kar elde edilecek diye ve çalışanlar maaşlarını almaya devam etsinler diye daha fazla üretmenin, üretilen o mal ve hizmetleri daha fazla tüketmenin, böylece mal ve hizmetleri çok daha fazla paraya çevirerek, onları yeniden daha da fazla üretime ve tüketime çevirmenin, bunun böyle sürüp gitmesinin bir anlamı (ve orta vadede mümkünatı) artık yoktur.
Bu yaşam tarzı, dünyayı yaşanır bir yer olmaktan çıkarıyor, insanları da tüm hayatlarını para kazanmak peşinde geçiren beşerler haline getiriyor. Yaşamaya değecek bir dünya kalmadıktan sonra, sonsuz sınırsız miktarda sanal paranın ve onun için çalışarak geçirilen hayatların ne anlamı olabilir? Yaşamı ve dünyayı paraya kurban etmemeliyiz.
Bağlantı »
Konu: youtube
beni cok duygulandirdin cok tesekkur ederim senin gibi ogrenciler oldukca ben daha da azimle calismaya devam edecegim, cok tesekkurler tekrar tekrar
Bağlantı »
Konu: herkes bunu izlesin
http://www.youtube.com/watch?v=qnsq89_znCQ
Bağlantı »
Konu: Hiç bir yayıncının yazamadığı!
Merhaba,
Bu paylaşımlarınızın 21. yy.'da bizim için çok önemli.
Belki aramızda Amerika'da böyle şeylerde mi vardı diyenler çoğunlukla çıkacaktır.
Çocukların yaşam biçimleri çok dikkatimi çekti. Geçenlerde TRT 2'de Politik Tiyatro hakkında bir programı izlerken, reklamlarda engellilerin yaşama sevinçlerine tanık oldum ve çok muhteşem bir sihir gibi idi. İşte o çucuklarınıda oradaki yaşayış biçimlerini sizin yazınızda okuyunca aynı sihir gibi etki yine oluştu.
Bu etki nedir mi?
Bu etki ayakta kalabilmek, her durumda az şikayet edip, çok çözüm üretmek işte bu yani yaşamayı bilmek. Albert'in dediği gibi, Kişi Dünya'yı tanımak zorunda değil, yolunu bulmak zorunda :). Bence haklı!(Bu arada almanca olan cümleyi tam anımsayamadığım için ufak bir yanlışlık yapmış olabilirim cümlede)
Bizim köylerimizde eminim daha çok etkileneceksiniz. Bizim bulduğumuz çözümler daha farklı ayrı bir düşünce ve mekanizması var. Birde arabanın,telefonun hatta elektriğin bile olmadığı köylerde o sevecen insanlar. Ben Türkiye'de bir kaç köy görme şansım oldu. Hatta bunlardan birinde 4 yıl kadar yaşadım ilk okul çağında iken.
Şimdi bunları yazarken, keşke Köy Enstitüleri kapanmasa idi diye düşündüm.
Paylaşımınız için teşekkür ederim.
En yakın zamanda görüşmek üzere!
Cem
http://cematam.blogcu.com/
Bağlantı »
Konu: :)
Bundan 10-15 yil once TRT1 'de Northern Exposure_Kuzeyde Bir yer_ diye bir dizi yayinlanirdi, bahsettigin gibi bir koyde gecen hayati anlatan cok hos bir diziydi.Dizinin bir bolumunde kisa girmeden once "kimler bu kis olebilir" diye liste yapiliyor ve ona gore kisin mezar kazilamadigi icin yazdan mezar kaziliyordu:))
Bağlantı »